
ABD’nin Avrupa’nın güvenliği konusundaki taahhütlerine dair kaygılar artarken Fransa, nükleer caydırıcılığını Avrupalı müttefikleriyle pekiştirmek için adım attı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un liderlik ettiği bu projeye Birleşik Krallık, Almanya, Polonya ve İskandinav ülkeleri dahil olmak üzere toplam 10 ülke katıldı. Girişimin, Rusya’ya karşı caydırıcılığı artırmayı ve Avrupa’nın güvenliğini sağlamayı hedeflediği bildirildi.
Wall Street Journal’ın aktardığına göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa’nın güvenliğini güçlendirmek amacıyla “ileri caydırıcılık” planını duyurdu.
Planda, nükleer silah taşıyabilen Fransız Rafale savaş uçaklarının Avrupa’nın çeşitli bölgelerine yerleştirilmesi ve ülkeler arasında güvenli iletişim ile erken uyarı ve istihbarat paylaşımının geliştirilmesi yer aldı.
Macron’un stratejik danışmanı Xavier Chatel, bu girişimin 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna çatışmasının ardından defalarca nükleer silah kullanma olasılığına değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in hesaplarını zorlaştıracağını öne sürdü.
Macron’un mart ayında açıkladığı girişime, 10 Avrupa ülkesi farklı seviyelerde katılım gösterdi. Bu ülkeler arasında Birleşik Krallık, Almanya, Hollanda, Belçika, Polonya, Yunanistan, Finlandiya, Norveç, İsveç ve Danimarka yer aldı.
Rusya’ya yakın konumda bulunan üç Baltık ülkesi bu plana katılmadı. İtalya ise girişime dahil olmayı reddetti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, Fransa’nın nükleer kapasitesinin Avrupa için kritik olduğunu ifade ederek, “Jeopolitik olarak daha gergin bir dönemdeyiz ve Fransa bu stratejik kapasiteye sahip” dedi.
“FRANSA’NIN HAYATİ ÇIKARLARI AVRUPA’YI DA KAPSIYOR”
Fransa’nın nükleer doktrini, ülkenin “hayati çıkarları” tehdit altında olduğunda nükleer silah kullanımını öngörmektedir. Macron ise bu çıkarların yalnızca Fransa’nın sınırlarıyla sınırlı olmadığını aynı zamanda Avrupa’yı da kapsadığını vurguladı.
Fransa’nın yaklaşık 290 kullanıma hazır nükleer savaş başlığına sahip olduğu tahmin edilirken Macron, ülkenin uzun bir aradan sonra yeniden nükleer üretime geçeceğini ve nükleer stokların büyüklüğünü artık açıklamayacağını belirtti.